Aşağıdaki
metin, TÇV’nin 6-7 Ekim
2009’da Osmaniye’de düzenlediği
“Gökçedağ Rüzgâr Santralı”
bilgilendirme toplantılarında sunulan
tebliğin giriş kısmı olup, toplantı
sonrası yayınlanan kitaptan alınmıştır.
RÜZGÂR ENERJİSİ
Zerrin Taç
Altuntaşoğlu
Elektrik
Mühendisi, Kamu Yönetimi Yüksek Lisans
Rüzgâr enerjisinden çok eski
çağlardan beri yararlanılmakta olup, bu enerjiden M.Ö. 5000’li yıllarda Nil Nehri’ndeki kayıklarda
yararlanıldığı bilinmektedir. M.Ö. 200’de Çin’de de basit yel değirmenleri su
pompalanmasında kullanılırken, İran ve Orta Doğu’da kanatları kamıştan örülmüş
olan düşey eksenli yel değirmenleri, tahılları öğütmede kullanılmıştır. Rüzgâr
enerjisi, 11. Yüzyıl’dan itibaren, tâcirler tarafından ve ayrıca Haçlı
seferleri vesilesiyle Avrupa’ya götürülmüştür. Hollandalılar, yel
değirmenlerini geliştirerek göllerin ve Ren Nehri bataklıklarının
kurutulmasında kullanmıştır. 19. Yüzyıl sonlarında ise göçmenler bu teknolojiyi
Amerika’ya götürerek tarlaların ve çiftliklerin sulanması için su pompalamada
ve daha sonra da evler ve endüstri için elektrik üretiminde kullanmışlardır.
Önce Avrupa, daha sonra
Amerika’da buharlı makinaların keşfi ile başlayan sanayileşme, yel
değirmenlerinin ve yelkenli gemilerin kullanımının aşamalı olarak azalmasına
sebep olmuştur. Dizel yakıtların ucuzluğu sebebiyle rüzgâr enerjisini
değerlendirme çabaları bir kenara bırakılmıştır. Bu durum 2. Dünya Savaşı’na
kadar sürmüş, bu yıllardaki enerji sıkıntısı sebebiyle rüzgâr türbinlerine
duyulan ilgi tekrar artmış ve 1940’lı yıllarda 1,25 MW’lık bir rüzgâr türbini
Danimarka yerel elektrik şebekesine enerji sağlamıştır. Rüzgâr enerjisinin
önemi fosil yakıt fiyatlarına göre sürekli değişmiş ve 2. Dünya Savaşı’ndan
sonra fosil yakıt fiyatlarının düşmesi ile yeniden azalmıştır.
1970’li yıllardaki petrol
krizi ve yakıt fiyatlarındaki artış sonucu, rüzgâr enerjisi tekrar hatırlanmış
ve bu yıllardaki petrol ambargosu sebebiyle yürütülen rüzgâr türbini
araştırma-geliştirme çalışmaları ile eski çalışmalardan yararlanılarak
rüzgârdan enerji üretimi konusunda yeni tasarımlar geliştirilmiştir. “Rüzgâr
tarlaları” veya “rüzgâr enerji santralları” adı altında gruplar halinde rüzgâr
türbinlerini içeren ve şebekeye enerji sağlayan projeler Avrupa’da ve Amerika
Birleşik Devletleri’nde uygulanmıştır. 1980’li yıllarda petrol fiyatlarının
düşmesiyle bu enerji kaynağına olan ilgi azalmış olmakla birlikte, özellikle
1990’larda çevre bilincinin artması sebebiyle yeniden gündeme gelmiş ve
sağlanan teknolojik gelişmeler sonucunda rüzgâr enerjisinden elektrik üretim
maliyeti, konvansiyonel enerji santrallarıyla rekabet edebilecek seviyelere
gelmiş ve ticarî olarak kullanımı, başta Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD olmak üzere
bütün dünya ülkelerinde yaygınlaşmaya başlamıştır.
Rüzgâr enerjisinden mekanik
enerji ve elektrik enerjisi olmak üzere iki temel yararlanma şekli vardır.
Mekanik uygulamalarda, rüzgâr enerjisi mekanik enerjiye çevrilerek ev ve
çiftliklerde hayvanların su ihtiyacının sağlanması, arazilerin kurutulması gibi
amaçlarla ve ayrıca su pompalamada, çeşitli ürünleri kesme, biçme, öğütme ve
sıkıştırmada, yağ çıkartma vb. işlerde de kullanılmaktadır. Rüzgâr enerjisi,
hem kırsal alanda elektrik enerjisinin yerel üretim ve tüketiminde, hem de
elektrik şebekesini beslemek için kullanılmaktadır. Rüzgâr enerjisinin
elektrikle ilgili uygulamalarını üç grupta toplamak mümkündür:
1) Şebeke Bağlantılı AC Uygulamalar: Üretilen
gücün tamamı veya kullanımdan artan kısmı şebekeye verilir. Bu durumda rüzgâr
türbininin ürettiği elektrik enerjisinin faz ve frekansının şebeke değerleri
ile uyumlu olması gereklidir. Diğer bir yöntem, çok sayıdaki türbinlerin
diziler halinde gruplanarak tarla (santral) meydana getirilmesidir. Bu türbinlerden
üretilen enerji elektrik şebekesine verilir. Şebeke bağlantılı sistemler
karalara (onshore) ve kıyı ötesine (offshore) kurulmaktadır.
2) Şebeke Bağlantısı Olmayan AC/DC Uygulamalar:
Şebekeden bağımsız olarak bulunulan yerin enerjisi rüzgâr türbinlerinden
sağlanır. Bu sistemde rüzgâr esmediği zamanlarda kullanılmak üzere uygun bir
elektrik depolama sistemi vardır.
3) Uzak DC Sistem Uygulamaları: Röle ve
meteoroloji istasyonları, demiryolu sinyalizasyonu, yangın gözetleme kuleleri,
dağ evleri, deniz fenerleri, deniz-hava iletişim sistemleri ve uzak pompa
istasyonlarının elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak için bu tür sistemler
kullanılır. Bu tür uygulamalarda ihtiyaç duyulan güç 20 W-4 KW arasındadır ve
bir kaç günlük kullanıma yetecek akü grupları vardır.